
Bir grubun parçası olmak, bir takıma sahip olmak. Bizim ekip, bizim takım, biz…. Sanırım okul yaşantımız bittikten sonra, o senelerce beraber okuduğumuz arkadaşlarımızla paylaştığımız sınıflardan çıktıktan sonra “biz” kavramı yavaş yavaş hayatlarımızdan çıkıyor ve gittikçe de o “biz” ruhunu unutuyoruz. Daha bireysel olmaya yöneliyoruz, hem iş hayatında, hem özel hayatta. Artık arkamızda, yanımızda bizden olan sınıf arkadaşları yok, ne yapıyorsak “ben” olarak yapıyoruz. Eğer bir spor yapıyorsak, genellikle bireysel sporlar tercih ediyoruz. Pilates, spor salonu üyeliği, özel trainer ile kuvvet antremanları, yüzme… Ben de üniversiteyi bitirdikten sonra, spor hayatıma özel hocalarla, spor salonlarında aletlerle çalışarak devam ettim, ta ki 2018 yılında bir sosyal medya platformunda bir arkadaşımın basketbol topu ile fotoğrafını görene kadar. Ona mesaj atıp beraber de oynayalım mı dediğimde, biz zaten oynuyoruz, istersen sen de bize katılabilirsin dedi ve Ses Spor Kulübü ile tanışmam böyle başladı. İlk deneme antremanına giderken aklımda bir sürü düşünce vardı. “acaba profesyoneller mi? Nasıl aralarına katılıcam? Yeterince iyi miyim?” Gibi bir sürü soru ile antrenmana başladım. Koçlarımız Ezgi ve Serra’nın takımınıza yeni arkadaşınız geldi demesiyle bir anda zamanda yolculuk yapıp tekrar okul çağındaki anılarıma döndüm.

2018 yılından beri Ses Spor Kulübü’nde basketbol oynuyoruz. Yapılan tüm aktivitelere katılıp, her organizasyonda yer almaya özen gösteriyoruz. Yaklaşık 400-500 farklı kadının olduğu dev bir takımız. Mesleklerinde üst düzey olanlar, öğrenciler, emekliler, her sosyo ekonomik düzeyden kadınla beraber kollektif bir grubun parçasıyız. Yeri geliyor, ülkemizi temsilen yurtdışına turnuvaya gidip orada maç yapıyoruz, yeri geliyor yazın kendi aramızda hem tatil hem kamp yapıp rahatlıyoruz. Ayrıca veteran spor takımları için her sene farklı zamanlarda yapılan turnuvalar var. O turnuvalara katılıp eskiden milli olmuş, 50+ yaşında kadınlarla veya 35+ ama hala aktif takım oyunu oynayan sporcularla müsabakalara katılıyoruz.
Bu turnuvalarda neler yaşadıklarımızı merak edenler için 2 farklı turnuvada çektiğim YouTube Vlog’um var. Ben yeterince okudum biraz da izlemek istiyorum diyenler aşağıdaki linklerden ulaşabilirler 🙂
Bir grubun parçası olmak, hep beraber hareket etmek insanı mutlu ve huzurlu hissettiriyor. Genlerimizden gelen kolektif yaşam, toplu halde hareket etme, toplu halde gaza gelme gibi hislerimiz tekrardan alev alıyor. Biz bunu bir basketbol takımı ile gerçekleştirdik ama etrafta bunu yapabileceğiniz bir çok farklı alan var. Her hangi bir STK’nın parçası olmak ve onlarla beraber saha çalışmalarına katılmak veya bizim yaptığımız gibi bir spor aktivitesinin içerisinde yer almak. En en kolayı, her sene düzenlenen İstanbul maratonuna katılmak bile olabilir. O son geri sayım sırasında binlerce kişi ile aynı heyecanı yaşayıp hep beraber o km’leri koşmak bile o topluca bir şeyler yapmanın hissiyatını size yaşatabiliyor. Bu hissin tadına vardıktan sonra da emin olun daha fazla bu hissi tatmak isteyeceksiniz ve bu tip aktiviteler, ortamlar radarınıza çok daha fazla girmeye başlayacak.Bir grubun parçası olmak size motivasyon, güven, başarma hissi gibi hissetmesi çok zevkli duygular hissettiricek. İsterseniz bizim @sessporkulubu’ne göz atın veya benzelerini bulun, isterseniz de sevdiğiniz konuyla ilgilenen bir STK ile iletişime geçin. Bir grubun parçası olun ve mutlu olun 🙂



